Rakamlar Konuşuyor: Dünya Genelinde %9,8’lik Sıçrama
IRENA‘nın Yenilenebilir Enerji İstatistikleri 2026 raporuna göre, yenilenebilir kaynaklardan elektrik üretimi 2024’te bir önceki yıla göre dünya genelinde %9,8 arttı. Bu oran, 2023’teki büyüme hızının önemli ölçüde üzerinde ve son yıllarda kaydedilen en güçlü artışlardan biri olarak öne çıkıyor.
Aynı dönemde yenilenemeyen kaynaklardan (kömür, doğal gaz, petrol) elektrik üretimi ise yalnızca %1,4 artabildi. Bu fark, enerji sisteminin ağırlık merkezinin yavaş yavaş fosil yakıtlardan uzaklaştığını gösteriyor. Küresel elektrik talebindeki artışın büyük bölümünün artık yenilenebilir kaynaklarla karşılandığı görülüyor.
Güneş ve Rüzgar Sahneye Çıktı
Kıtalar bazında bakıldığında, 2024’te Asya 4 bin 589 teravatsaatlik üretimle dünya genelinde açık ara birinci sırada yer aldı. Bu üretimin büyük bölümünü Çin başta olmak üzere bölgedeki güneş ve rüzgar enerjisi yatırımları oluşturuyor. Ancak büyüme yalnızca Asya’yla sınırlı kalmadı: Avrupa, Kuzey Amerika ve Güney Amerika’da da yenilenebilir enerji üretimi istikrarlı bir şekilde artmaya devam etti.
Kurulu güç tarafında da benzer bir tablo var. 2025’te dünya genelinde yenilenebilir enerji kurulu gücündeki artış 693 gigavatla tarihi bir zirveye ulaştı. Bu rakam, yalnızca üretimin değil, gelecekteki üretim kapasitesinin de hızla genişlediğine işaret ediyor — çünkü kurulan her yeni güneş paneli veya rüzgar türbini, önümüzdeki yıllarda üretime katkı sağlayacak.
Peki Bu Yeterli mi?
Rakamlar olumlu bir tabloya işaret etse de, iklim hedefleri açısından bakıldığında tablo henüz yeterli değil. Küresel ısınmayı sınırlamaya yönelik senaryolara göre, yenilenebilir enerjinin küresel elektrik üretimindeki payının 2035 yılına kadar %78’e çıkması gerekiyor. Bu oran, bugünkü payın yaklaşık 2,5 katına denk geliyor.
Bu hedefe ulaşmak, yalnızca mevcut büyüme hızının korunmasıyla değil, önemli ölçüde hızlandırılmasıyla mümkün olacak. Bu da yatırım, altyapı, şebeke kapasitesi ve depolama teknolojileri gibi alanlarda ciddi bir ivme gerektiriyor.
Dönüşüm Artık Geri Döndürülemez
2025 sonunda Brezilya’nın Belem kentinde düzenlenen COP30 zirvesinde, UNFCCC (Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi), tüm taraf ülkelerin küresel enerji dönüşümünün artık “geri döndürülemez” olduğu konusunda uzlaştığını duyurdu. Bu, iklim diplomasisi açısından önemli bir eşik olarak değerlendiriliyor; çünkü enerji dönüşümünün yönü artık tartışma konusu olmaktan çıkıp, hızının nasıl artırılacağı sorusuna dönüşmüş durumda.
Bu dönüşümün bir sonraki adımı, yenilenebilir elektriğin yalnızca enerji sektöründe değil, bina, ulaştırma ve sanayi gibi diğer sektörlerde de fosil yakıtların yerini almasını sağlamak. Elektrikli araçların yaygınlaşması, binalarda ısıtma ve soğutmanın elektrifikasyonu, sanayide düşük karbonlu üretim süreçlerine geçiş bu adımların başında geliyor.
Kasım ayında Türkiye’nin Antalya’da ev sahipliği yapacağı COP31 zirvesi, bu dönüşümü hızlandırmak açısından kritik bir fırsat olarak görülüyor. Zirvenin gündeminde enerji dönüşümünün somut adımlara nasıl dönüştürüleceği, finansman mekanizmalarının nasıl güçlendirileceği ve gelişmekte olan ülkelerin bu sürece nasıl dahil edileceği gibi başlıklar yer alacak.
Sonuç olarak, yenilenebilir enerji üretim rakamlarıyla açık ara kazanan taraf konumunda. Ancak asıl mesele, bu büyüme hızını 2035 hedeflerine ulaşmak için gereken seviyeye, yani bugünkünün yaklaşık 2,5 katına, çıkarabilmek. Bunun gerçekleşip gerçekleşmeyeceği, önümüzdeki yıllarda atılacak politika adımlarına ve uluslararası iş birliğinin gücüne bağlı olacak.



