COP31 Yolunda Hatırlayalım: 5 Maddede COP30 Belém Zirvesi

Kasım 2025’te Brezilya’nın Belém kentinde düzenlenen COP30 İklim Zirvesi, küresel müzakereler açısından ikircikli bir miras bıraktı. Amazonlar’ın kalbinde gerçekleşen zirvede finansman ve ormanların korunması gibi başlıklarda kayda değer adımlar atıldı; ancak krizin ana kaynağı olan fosil yakıtlardan çıkış konusunda uzlaşma sağlanamadı. Antalya’da gerçekleşecek COP31’e sayılı günler kala, Belém’de alınan kararları ve ertelenen taahhütleri analiz etmek, Türkiye’nin ev sahipliğindeki zirvenin gündemini anlamak açısından büyük önem taşıyor.

İşte küresel iklim politikasının seyrini belirleyen 5 kritik madde:

1. Uyum Finansmanı Üç Katına Çıkarıldı Ama Takvim Ötelendi

İklim krizinin yıkıcı etkileriyle en ön safta mücadele eden kırılgan ve gelişmekte olan ülkelerin direnç kazanabilmesi için uyum finansmanı kritik bir başlık olmayı sürdürüyor. Belém’de taraflar, uyum finansmanının en az üç katına çıkarılarak yıllık 120 milyar dolar seviyesine ulaştırılması kararını kabul etti.

Karar metninde yer alan tutar somut bir ilerleme olarak kayıtlara geçse de müzakere takvimi ciddi bir revizyona uğradı. Başlangıçta 2030 yılı için hedeflenen bu kaynak akışının varış tarihi 2035’e ötelendi. Küresel güney ülkeleri ve ada devletleri, finansmanın 5 yıl ertelenmesinin halihazırda yaşanan kayıp ve zararları telafi edilemez bir eşiğe sürükleyeceğine dikkat çekiyor.

2. Adil Geçiş Mekanizması Kabul Edildi, Çerçeve Antalya’ya Bırakıldı

Fosil yakıt odaklı bir ekonomiden temiz enerjiye geçerken toplumsal kırılganlıkları engellemek amacıyla “Adil Geçiş Mekanizması” ilkesel olarak onaylandı. Bu çerçeve; madencilerden enerji işçilerine, kadınlardan yerli topluluklara kadar geçiş sürecinden doğrudan etkilenecek kesimlerin haklarını korumayı hedefliyor.

Siyasi iradenin ortaya konmasına karşın, mekanizmanın teknik altyapısı, denetim kriterleri ve finansman modeli üzerinde uzlaşılamadı. Mekanizmanın sahada nasıl işleyeceği, fonların hangi kriterlere göre dağıtılacağı ve geçiş süreçlerinin nasıl raporlanacağı gibi temel meseleler doğrudan COP31 müzakere masasına devredildi.

3. Fosil Yakıt Çıkmazı: Karar Metninde Sıfır Vurgu

Aralarında küçük ada devletleri ve Avrupa Birliği üyelerinin de bulunduğu 90’ı aşkın ülkenin net bir “fosil yakıtlardan kademeli çıkış” takvimi oluşturulması yönündeki baskısına rağmen, nihai zirve bildirgesinde kömür, petrol ya da doğal gaz kelimelerine yer verilmedi. Petrol üreticisi ülkelerin güçlü itirazları sonucu metin yumuşatılarak ana uzlaşının dışına itildi.

Fosil yakıtlardan çıkış konusu Birleşmiş Milletler’in resmi konsensüs metninden çıkarıldı; sürecin Brezilya’nın inisiyatifiyle BM resmi kanallarının dışında, gönüllü katılıma dayalı bağımsız bir diplomatik hat (plurilateral track) üzerinden yürütülmesine karar verildi. Bu durum, küresel sera gazı emisyonlarının üçte ikisinden sorumlu birincil kaynağın bağlayıcı bir BM metninde yer bulamaması nedeniyle iklim adaleti savunucuları tarafından ciddi bir geri adım olarak değerlendirildi.

4. Yağmur Ormanlarına Küresel Güvence: TFFF Kuruldu

Ev sahibi Brezilya’nın diplomatik önceliklerinin başında gelen tropikal ormanların korunması başlığı somut bir başarıya ulaştı. Kurulan Tropikal Orman Sonsuza Kadar Fonu (TFFF) kapsamında zirve sonunda 7 milyar euro kaynak taahhüdü toplandı.

Kamu ve özel sektör ortaklığıyla tasarlanan fonun toplam büyüklüğünün 10 milyar dolara ulaşması planlanıyor. Fon, tropikal ormanlarını koruyan ülkelere karbon piyasalarından bağımsız, hektar başına doğrudan koruma teşviki sunarak yağmur ormanlarının küresel karbon yutağı işlevini güvence altına almayı amaçlıyor.

5. Uygulama Hızlandırıcısı Devrede: Hedef Çok, Somut Eylem Yetersiz

Zirvede kabul edilen bir diğer mekanizma ise “Küresel Uygulama Hızlandırıcısı” (Global Implementation Accelerator) oldu. Müzakere metnine giren bu karar, uluslararası diplomaside artık sürekli yeni hedefler belirlemek yerine, verilmiş sözlerin hayata geçirilmesi gerektiğinin altını çiziyor.

Uygulama vurgusunun zirve belgelerinde öne çıkmasına karşın sahadaki göstergeler farklı bir doğrultuya işaret ediyor. Küresel sera gazı emisyonları artış eğilimini sürdürürken, verilen ulusal katkı beyanları (NDC) 1,5°C hedefiyle uyumlu bir düşüş sağlamaktan uzak. Uygulama mekanizmasının salt bir bürokratik raporlama aracı olarak mı kalacağı yoksa gerçek emisyon kesintileri mi getireceği önümüzdeki dönemin en kritik sınavı olacak.

Eksik Kalan İşlerin Rotası: COP31 Antalya

Belém’de varılan uzlaşmalar ile karara bağlanamayan başlıklar arasındaki makas, COP31’in taşıyacağı diplomatik yükü şimdiden netleştirdi. Uyum finansmanındaki ertelemenin yarattığı güven erozyonunu onarmak, Adil Geçiş Mekanizması’nı kağıt üzerindeki bir ilkeden işlevsel bir fona dönüştürmek ve nihai metinlerden çıkarılan fosil yakıt takvimini resmi müzakerelere yeniden taşımak Antalya’da masada olacak. Türkiye’nin üstlendiği COP31 başkanlığı, küresel iklim rejiminin yalnızca taahhüt üreten bir yapıdan somut adımların hayata geçirildiği bir döneme evrilmesinde kilit bir rol oynayacak.