COP31 Yolunda AB’Nin Atık Kararları ve Türkiye’nin Geleceği

Dünya Çevre Günü vesilesiyle önemli açıklamalarda bulunan ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer, Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı BM 31. Taraflar Konferansı (COP31) yaklaşırken, küresel iklim diplomasisinin merkezine “temiz dönüşüm” ve “döngüsel ekonomi” stratejilerinin yerleştiğini vurguladı.

Mevzuat değişikliklerinin küresel tedarik zincirlerini yeniden şekillendirdiğini belirten İmer; Avrupa Birliği’nin (AB) yeni atık sevkiyatı tüzükleri, geri dönüştürülmüş malzeme kullanımı ve ikincil hammadde arz güvenliği risklerine dair kritik değerlendirmelerde bulundu.

  • Değerlendiren: Mete İmer (ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri)

  • Ana Temalar: Döngüsel Ekonomi, İkincil Hammadde Tedariği, GÜS Modeli, AB Tüzükleri

  • Kritik Eşik: COP31 (BM 31. Taraflar Konferansı) Türkiye Ev Sahipliği Süreci

İkincil Hammadde Tedariğinde “Arz Güvenliği” Riski

AB’nin yeni yasal düzenlemelerinin, ikincil hammadde pazarlarında arz yönlü ciddi baskılar yarattığına dikkat çeken Mete İmer, Türkiye’yi de yakından ilgilendiren kritik tarihleri ve kısıtlamaları paylaştı:

  • 21 Kasım 2026: AB’den OECD dışı ülkelere plastik atık sevkiyatı tamamen yasaklanacaktır.

  • 21 Mayıs 2027: Tehlikesiz atıkların OECD dışı ülkelere ihracatı, yalnızca AB Komisyonu tarafından belirlenmiş ülkelerle sınırlandırılacaktır.

  • Türkiye’nin Konumu: Türkiye bir OECD üyesi olmakla birlikte, AB’den en çok atık ithal eden ülkelerin başında yer aldığı için bu yeni dönemde oldukça sıkı bir izleme ve denetim sürecine tabi tutulacaktır.

Menşe Riski ve Fiyat Artışları: AB, plastik ambalajlardaki geri dönüştürülmüş malzeme içeriği hedeflerinin “Avrupa menşeli” malzemelerle sağlanmasını kararlaştırmıştır. Türkiye’de üretilenler şimdilik “Avrupa menşeli” sayılarak kısıtlamadan doğrudan etkilenmemiş görünse de, bu durum orta vadede hammadde fiyatlarında artışa ve tedarik zinciri risklerine yol açabilir.

Türkiye İçin Çözüm: Genişletilmiş Üretici Sorumluluğu (GÜS)

AB ile atık ticaretinin sınırlanabileceği öngörüsüyle, Türkiye’nin kendi tüketim sonrası geri dönüştürülebilir atıklarını kaynağında ayrı toplaması gerektiğinin altını çizen İmer, ÇEVKO Vakfı olarak destekledikleri sürdürülebilir modeli şu sözlerle aktardı:

“Döngüsel ekonomide ve iklim değişikliğiyle mücadelede başarı elde edebilmek için sanayinin sistem içinde daha aktif rol alması gerekiyor. Bunun yolu, atık yönetiminin finansman ve organizasyonunun Genişletilmiş Üretici Sorumluluğu (GÜS) modeliyle kurgulanmasıdır. Sürdürülebilirlik açısından GEKAP (Geri Kazanım Katılım Payı) ve GÜS, sanayi için çifte maliyet yaratmadan, birbirini tamamlayacak şekilde yeniden yapılandırılmalıdır.”

AB Düzenlemelerinin Getirdiği Yeni Teknik Koşullar

Mete İmer, AB’nin çevresel sorunlarını başka ülkelere ihraç etmesini önlemeyi ve Avrupa içindeki geri dönüşüm sektörünü korumayı amaçlayan 2024/1157 sayılı Atık Sevkiyatı Tüzüğü ile yeni bir dönemin başladığını belirterek, 12 Ağustos 2026 itibarıyla uygulanacak 2025/40 sayılı Ambalaj ve Ambalaj Atıkları Tüzüğü teknik detaylarını paylaştı:

Hedef Kriteri 2025 – 2026 Dönemi 2030 Hedefleri 2040 Hedefleri
Geri Dönüştürülebilirlik Tüzük Uygulama Başlangıcı: 12 Ağustos 2026 AB piyasasına arz edilen tüm ambalajlar geri dönüştürülebilir olacak. Tam döngüsellik hedefleri
Minimum Geri Dönüştürülmüş İçerik PET Şişelerde en az %25 geri dönüştürülmüş plastik zorunluluğu (2025). Plastik ambalaj türüne göre %10 ile %35 arası minimum içerik. PET Şişelerde en az %30. Plastik ambalaj türüne göre %25 ile %65 arası minimum içerik.
Atık Azaltım & Geri Dönüşüm Oranı Kişi başına ambalaj atığı azaltımı; %65 genel geri dönüşüm oranı (2025). Kişi başına kademeli azaltım; %70 genel geri dönüşüm oranı. Maksimum kaynak verimliliği