Pasifik Okyanusu’nda gelişmekte olan El Niño, bilim insanlarının aylardır izlediği bir senaryoyu giderek daha olası hale getiriyor: tarihin en güçlü El Niño olayı. ABD’nin Ulusal Okyanus ve Atmosfer Dairesi (NOAA) tarafından yayımlanan en güncel tahmine göre, “Süper El Niño” olarak anılan bu olayın bugüne kadar kaydedilmiş en güçlü El Niño olma ihtimali artık neredeyse %70.
Tahminler Neden Güçlendi?
NOAA, bu olayın büyük olasılıkla kayıtlardaki en büyük El Niño olayları arasında yer alacağını daha önce de öngörmüştü. Ancak son değerlendirme bu öngörüyü daha da netleştirdi. Değişikliğin başlıca nedeni, El Niño’nun beklenenden hızlı güçlenmesi ve sonbahar sonu ile kış başında öngörülenden çok daha güçlü bir seviyede zirve yapacağına işaret eden veriler. NOAA’nın El Niño şiddet kayıtları 1950 yılına kadar uzanıyor ve kurum, yeni döngünün önceki rekor sahibi olan 1982-1983 Süper El Niño’sunu bile geride bırakmasını bekliyor.
Columbia Üniversitesi‘nden atmosfer bilimci Michael Tippett, modellere göre değişen tahminlerin “benzeri görülmemiş” bir tabloya işaret ettiğini belirtiyor. California Üniversitesi’nden iklim bilimci Daniel Swain ise bu ay yayımladığı bir değerlendirmede olayı “gerçekten olağanüstü” olarak nitelendirdi ve şu anda bile rekor kıran ya da rekoru zorlayan bir seviyede olunduğunu, bu seviyenin daha da yükselmesinin beklendiğini ifade etti.
El Niño Nedir, Nasıl Ölçülüyor?
El Niño, Orta ve Doğu Tropikal Pasifik’teki okyanus sıcaklıklarının ortalamanın üzerinde seyretmesiyle karakterize edilen doğal bir iklim döngüsü. Bu daha sıcak sular, bulutlar ve şiddetli yağışlar aracılığıyla atmosfere büyük miktarda ısı aktarıyor. Bu da gezegen genelinde hava düzenlerinin değişmesine yol açarak Endonezya ve Avustralya’da kuraklığı, Güney Amerika’nın bazı bölgelerinde sel baskınlarını ve dünyanın farklı yerlerinde başka etkileri tetikliyor.
Bir El Niño’nun şiddeti, Tropikal Pasifik’teki referans bölgede okyanus sıcaklıklarının ortalamaya kıyasla ne kadar yükseldiğine bakılarak belirleniyor. NOAA tahmincileri, kısa vadeli değişkenlikleri elemek amacıyla üç aylık bir zaman dilimi üzerinden yapılan ölçümlere göre, referans bölgedeki deniz yüzeyi sıcaklık anormalliklerinin ortalamanın 2,5 derece üzerine çıkmasını öngörüyor.
Küresel Isınma Bu Tabloyu Nasıl Etkiliyor?
Uzun vadeli iklim değişikliği, tropikal okyanuslar genelindeki taban sıcaklıkların son on yıllarda yükseldiği anlamına geliyor; bu durum El Niño’nun kendine özgü izini bastırabiliyor. Bu nedenle NOAA, genel ısınma trendini de hesaba katan “Göreceli Okyanusal Niño İndeksi” (RONI) adlı yeni bir ölçüm yöntemi kullanıyor. Ancak bu düzeltme faktörü hesaba katıldığında bile, mevcut El Niño eşi benzeri görülmemiş bir seviyeye ulaşma yolunda ilerliyor.
Uzmanlara göre bu durumu benzersiz kılan şey, yalnızca El Niño’nun şiddeti değil, aynı zamanda arka planda zaten ısınmış olan küresel iklim. Daha önce hiç bu kadar güçlü bir El Niño, günümüzdeki kadar sıcak bir arka plan ikliminde meydana gelmemişti. Bu nedenle uzmanlar, küresel ısınmanın etkilerinin El Niño ile birleşerek sıcak hava dalgalarının ve diğer afetlerin şiddetini artırabileceğini, bu durumun olayın etkilerini büyük ölçüde öngörülemez hale getirdiğini vurguluyor.
2026 ve 2027 İçin Ne Bekleniyor?
NOAA’nın değerlendirmelerine göre 2026’nın kayıtlardaki en sıcak beş yıldan biri olma ihtimali %99,9 seviyesinde; ancak tüm zamanların en sıcak yılı olma ihtimali %1’in altında kalıyor. Asıl dikkat ise 2027’ye çevrilmiş durumda. NOAA, El Niño’nun küresel sıcaklıklar üzerindeki en güçlü etkisinin genellikle olayın zirvesinden sonraki aylarda ortaya çıktığını belirtiyor; bu nedenle güçlü bir El Niño’nun etkilerinin 2027’de küresel sıcaklıklar üzerinde daha belirgin hissedilmesi bekleniyor.
Uzmanlar, Süper El Niño’nun rekor düzeyde güçlü olmasının, etkilerinin her etkilenen bölgede otomatik olarak daha kötü olacağı ya da mutlaka görüleceği anlamına gelmediği konusunda da uyarıyor. Yani şiddetin rekor kırması, her yerde aynı ölçüde yıkıcı sonuçlar doğuracağı anlamına gelmiyor.
Türkiye’yi Nasıl Etkileyebilir?
El Niño coğrafi konumu itibarıyla Türkiye’yi doğrudan vuran bir sistem olmasa da, küresel çapta yarattığı iklimsel değişimler nedeniyle ülkeyi dolaylı ama güçlü şekilde etkileyebiliyor. Yağış rejiminin bozulmasıyla birlikte kış ve bahar aylarında öngörülemez hava olayları görülebiliyor; bazı bölgelerde kuraklık riski artarken, diğer bölgelerde ani ve şiddetli sel baskınları yaşanabiliyor. Kış sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerinde seyretmesiyle kar yağışının azalması ve daha ılıman kışların yaşanması da beklenen etkiler arasında.
Yaz aylarında ise sistemin Türkiye’de aşırı sıcak hava dalgalarını ve orman yangını riskini artırması bekleniyor.
Bilim insanları, her El Niño olayının etkisinin kendine özgü olma eğiliminde olduğunu ve insanlığın şu anda henüz keşfedilmemiş bir alana doğru ilerlediğini vurguluyor. Rekor kırması beklenen bu Süper El Niño, hem şiddeti hem de zaten ısınmış bir gezegende meydana gelmesi nedeniyle, önümüzdeki aylarda küresel iklimi yakından takip etmeyi gerektiren bir gelişme olarak öne çıkıyor.



