Enerji düşünce kuruluşu Ember‘in yayımladığı yeni bir analiz, Türkiye’nin kömür santrallerine sağladığı teşvikin, ülkenin kendi belirlediği yenilenebilir enerji hedefleriyle çeliştiğine dikkat çekiyor. Rapora göre güneş enerjisinin maliyeti hızla düşerken, Türkiye kaynaklarının önemli bir kısmını yerli kömüre yönlendirmeye devam ediyor.
Kömüre Sağlanan Alım Garantisi Ne Anlama Geliyor?
Türkiye, 2030 yılına kadar yerli kömürle çalışan santrallere 75 dolar/MWh üzerinden alım garantisi sağlamayı taahhüt etti. Bu fiyat, kömür santrallerinin son bir yıllık dönemdeki ortalama elektrik satış fiyatından %12, ortalama üretim maliyetinden ise %36 daha yüksek. Üstelik bu santraller elektrik üretmese bile, kapasite mekanizması kapsamında desteklenmeye devam edecek.
Ember’in hesaplamalarına göre bu teşvik nedeniyle dört yıllık dönemde yerli kömüre en az 8,7 milyar dolar harcanacak. Bu tutar, Türkiye’nin elektrik şebekesinin yenilenmesi için beş yıllık dönem için ayrılan bütçeden %53 daha fazla.
Güneş Enerjisi Artık Kömürden Daha Ucuz
Son on yılda güneş enerjisi santrallerinin kurulum maliyeti %77, rüzgar enerjisi santrallerinin kurulum maliyeti ise %40 oranında azaldı. Bu düşüş, güneşten elektrik üretim maliyetini %69 azaltarak güneşi Türkiye’nin en ucuz elektrik üretim kaynağı haline getirdi.
Rakamlar da bu tabloyu destekliyor: mevcut santrallerde yerli kömürle elektrik üretmenin maliyeti 32-86 dolar/MWh aralığında değişirken, yeni kurulacak bir yerli kömür santralinde bu maliyet 90 dolar/MWh’ye kadar çıkıyor. Buna karşılık yeni kurulacak bir güneş enerjisi santralinin birim üretim maliyeti yalnızca 43 dolar/MWh seviyesinde — yani yerli kömürden %109 daha ucuz.
2025’te gerçekleştirilen rüzgar ve güneş ihalelerinde belirlenen alım fiyatları da, kömüre sağlanan teşvik fiyatının yarısından daha düşük gerçekleşti. Üstelik yatırımcılar, ihale edilen toplam 2 gigavatlık kapasite için devlete 220 milyon dolarlık ödeme de yaptı.
Bu Kaynaklar Nasıl Değerlendirilebilir?
Ember’in analizine göre, kömüre ayrılan bu bütçe farklı şekilde kullanılabilir. Kaynakların şebeke modernizasyonuna yönlendirilmesi, rüzgar ve güneş yatırımları için yeni kapasite yaratılmasını sağlayabilir. Bu sayede Türkiye’nin 2035’te toplam 120 gigavat rüzgar ve güneş kurulu gücüne ulaşma hedefi de gerçekleştirilebilir.
Raporda ayrıca çatı, yüzer, hibrit ve depolamalı güneş enerjisi santrallerinin önündeki bürokratik engellerin kaldırılmasının, arz güvenliğini riske atmadan enerji dönüşümünü hızlandırabileceği vurgulanıyor.
Türkiye’nin Önündeki Fırsat ve Risk
Türkiye, güneş enerjisiyle elektrik üretiminde son yıllarda önemli bir ilerleme kaydetti. Ancak Ember’e göre sahip olduğu potansiyelin tamamını hayata geçirmesi için hâlâ kat etmesi gereken ciddi bir mesafe var. Finansmana erişimin zorlaştığı bir dönemde, kaynakların kömürü desteklemek yerine yenilenebilir enerji yatırımlarının önündeki engelleri kaldırmaya ve şebeke altyapısını güçlendirmeye yönlendirilmesi, enerji arz güvenliği ile 2035 hedeflerinin bir arada gerçekleştirilmesini mümkün kılabilir.



